1. Giriş: Madencilik Mevzuatında Yapısal Dönüşümün Temelleri
Türkiye madencilik sektörü, tarihsel gelişimi boyunca, yeraltı kaynaklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olması ilkesi ile serbest piyasa ekonomisinin dinamikleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışmıştır. Bu dengenin en kritik enstrümanlarından biri, literatürde ve uygulamada “rödövans” olarak adlandırılan, maden ruhsat sahibinin işletme hakkını belirli koşullar altında üçüncü şahıslara devretmesini sağlayan sözleşme türüdür. Maden Yönetmeliği’nin 101. maddesinde yapılan ve sektörde “Rödövans Kısıtlaması” olarak bilinen değişiklik, bu dengede ibrenin serbest piyasa esnekliğinden merkezi denetim ve güvenlik odaklı katı bir rejime kaydığını gösteren en belirgin düzenlemelerden biridir.
Bu rapor, söz konusu yönetmelik değişikliğinin, yalnızca hukuki metin üzerindeki lafzi farklılıklarını değil, değişikliğin arkasındaki sosyo-ekonomik ve teknik gerekçeleri, madencilik alt sektörleri (metalik, endüstriyel, enerji ve doğal taş) üzerindeki asimetrik etkilerini ve Türk İdare Hukuku prensipleri açısından doğurduğu sonuçları, yaklaşık 15.000 kelimelik kapsamlı bir analiz çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Analiz sürecinde, rödövansın hukuki niteliğinden başlayarak, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) gerekçelerine, mülkiyet hakkı tartışmalarından maden ekonomisinin finansal modellerine kadar geniş bir spektrum ele alınacaktır.
Raporun temel tezi, yapılan değişikliğin salt bir “düzenleme” olmanın ötesinde, Türkiye madenciliğinde “Havza Madenciliği” ve “Tekil Sorumluluk” ilkelerine dayalı yeni bir işletmecilik modelinin inşası anlamına geldiğidir. Ancak bu inşanın, sektörün genetik kodlarını oluşturan KOBİ yapısı ve özellikle mermer sektörünün jeolojik gerçekleri ile girdiği çatışma, düzenlemenin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
2. Kavramsal ve Hukuki Çerçeve: Rödövansın Hukuki Anatomisi
Değişikliğin etkilerini tam olarak kavrayabilmek için öncelikle “rödövans” kavramının Türk hukuk sistemindeki yerinin ve ekonomik işlevinin derinlemesine irdelenmesi gerekmektedir.
2.1. Rödövans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ismen düzenlenmemiş olması nedeniyle rödövans, “isimsiz” veya “sui generis” (kendine özgü) bir sözleşme türü olarak kabul edilmektedir. Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, rödövans sözleşmesinin “Hasılat Kirası” (TBK m. 357 vd.) hükümlerine yaklaştığı, ancak maden hukukunun kamu hukuku karakteri taşıyan yönleri nedeniyle saf bir özel hukuk sözleşmesinden ayrıştığı kabul edilmektedir.
Rödövans, özü itibarıyla, ruhsat sahibinin (kiraya veren), ruhsat sahasındaki maden cevherinin işletilmesi, çıkarılması ve satılması hakkını, bir bedel (rödövans payı) karşılığında rödövansçıya (kiracı/işletmeci) bırakmasıdır. Burada kritik olan husus, ruhsat mülkiyetinin devredilmemesi, sadece “işletme hakkının” kullandırılmasıdır. Bu ayrım, yeni yönetmelik değişikliğinin hukuki zeminini anlamak açısından hayatidir; zira devlet, ruhsat sahibini muhatap almaya devam etmekte, ancak işletme hakkının kullanım şekline müdahale etmektedir.
2.2. Madencilik Ekonomisinde “Parçalı İşletmecilik” Modeli
Maden Yönetmeliği değişikliği öncesinde, rödövans sistemi Türkiye madenciliğinde “Sermaye-Rezerv Optimizasyonu” sağlayan bir mekanizma olarak işlev görmüştür. Büyük ruhsat sahaları, jeolojik yapıları gereği tek bir işletme projesi ile yönetilemeyecek kadar karmaşık veya dağınık rezervler barındırabilmektedir.
Eski sistemin ekonomik mantığı şu temellere dayanmaktaydı:
● Risk Paylaşımı: Madencilik, yüksek arama ve işletme riski içerir. Ruhsat sahibi, sahanın farklı bölgelerini farklı rödövansçılara vererek, arama ve hazırlık riskini tabana yaymakta, kendisi “pasif gelir” (rödövans geliri) elde ederken, rödövansçılar da “aktif işletmecilik” yapmaktaydı.
● Uzmanlaşma: Özellikle endüstriyel hammaddelerde, aynı sahada hem seramik kili hem de kömür bulunabilir. Ruhsat sahibi kömür uzmanı ise, kil damarını bu konuda uzmanlaşmış başka bir firmaya rödövansla vererek kaynağın ekonomiye kazandırılmasını sağlamaktaydı.
● Finansman: Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler), büyük bir ruhsatı devralacak sermayeye sahip olmasalar bile, rödövans yoluyla o ruhsatın küçük bir parçasını işletebilmekte ve sektöre giriş yapabilmekteydiler.
Bu model, “koordinat bazlı rödövans” uygulaması ile teknik olarak mümkün kılınmıştı. Ruhsat sahası, sanal sınırlar (koordinatlar) ile bölünerek, her bir parça ayrı bir işletme gibi (ancak aynı ruhsat çatısı altında) faaliyet göstermekteydi.
3. Yönetmelik Değişikliğinin Detaylı Analizi
Maden Yönetmeliği’nin 101. maddesinde yapılan değişiklik, yukarıda özetlenen ekonomik modeli kökten değiştiren bir müdahaledir. Aşağıda, eski ve yeni metinlerin karşılaştırmalı analizi, değişikliğin kapsamını ve sınırlarını ortaya koymaktadır.
3.1. Karşılaştırmalı Metin Analizi
| Analiz Boyutu | Eski Yönetmelik (Madde 101) | Yeni Yönetmelik (Madde 101) | Değişimin Hukuki ve Teknik Anlamı | ||||
| Temel Kural | Ruhsat sahası içinde koordinatları belirlenerek birden fazla rödövans sözleşmesi yapılabilir. | Ruhsat sahası içinde birden fazla rödövans sözleşmesi yapılamaz. | “Serbesti” ilkesinden “Yasaklama” ilkesine geçiş. Varsayılan durum artık tek işletmecidir. | ||||
| Mekânsal Kapsam | Ruhsat sahası, sanal olarak bölünebilir ve her parça bağımsız hukuki işleme konu olabilir. | Ruhsat sahası, işletme ve güvenlik bütünlüğü açısından bölünemez bir bütündür. | “Sanal İfraz” (Bölünme) imkanının ortadan kaldırılması. Havza bütünlüğü yaklaşımı. | ||||
| İstisnalar | Herhangi bir maden grubu veya kurum için kısıtlama yoktur. | 1. IV. Grup (c) bendi (Metalik Madenler) 2. Kamu Kurumları ve İştirakleri | Kuralın mutlak olmadığı, “Stratejik” ve “Kamusal” ayrıcalıkların tanımlandığı hibrit bir yapı. | ||||
| Onay Mekanizması | Bakanlık onayı şekli bir denetimdir (Koordinat çakışması var mı?). | Bakanlık onayı artık esastan bir denetimdir (İstisna kapsamında mı?). | İdarenin takdir yetkisinin, bağlı yetkiye | ||||
3.2. Değişikliğin Kapsamı ve Yorumu
Yeni düzenleme, “Bir Ruhsat, Bir İşletmeci” prensibini getirmektedir. Bu prensip, maden sahasındaki tüm operasyonel faaliyetlerin, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunun ve çevre yönetiminin tek bir elden yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. İdare, ruhsat sahasında birden fazla “kaptan” olmasını istememekte; olası bir kazada veya ihlalde sorumluluğun birbirine atılmasını (rücu zincirini) engellemeyi hedeflemektedir.
Yasak, IV. Grup (c) bendi dışındaki tüm maden gruplarını kapsamaktadır:
● I. Grup (Kum-Çakıl): Genellikle küçük alanlar olduğu için etkisi sınırlıdır.
● II. Grup (Mermer ve Doğaltaş): En büyük etkiyi hisseden gruptur.
● IV. Grup (a) ve (b) (Enerji ve Endüstriyel): Kömür madenciliğinde ciddi yapısal değişikliklere yol açmaktadır.
4. Değişikliğin Gerekçesi: İSG ve Denetim Perspektifi
Bu radikal değişikliğin temelinde, Türkiye’nin madencilik tarihinde yaşadığı travmatik iş kazaları, özellikle Soma (301 şehit) ve Ermenek maden faciaları yatmaktadır. Bu kazaların ardından hazırlanan bilirkişi raporları, meclis araştırma komisyonu raporları ve akademik çalışmalar, “Rödövans ve Alt İşverenlik” ilişkisinin, iş güvenliği zafiyetinin ana kaynaklarından biri olduğunu ortaya koymuştur.
4.1. Çoklu İşletmeciliğin Yarattığı Teknik Riskler
Aynı ruhsat sahasında, birbirinden bağımsız hareket eden birden fazla işletmecinin bulunması, madencilik mühendisliği açısından yönetilmesi zor riskler doğurmaktadır.
4.1.1. Havalandırma Ağının Bütünlüğü (Yeraltı Madenciliği)
Yeraltı kömür madenciliğinde havalandırma, sadece temiz hava sağlamak değil, patlayıcı (metan) ve zehirli (CO) gazları uzaklaştırmak için hayati bir sistemdir. Bir havzada açılan galeriler, yeraltında birbirleriyle hidrolojik ve pnömatik (hava akışı) etkileşim içindedir.
● Sorun: A rödövansçısının havalandırma pervanesini durdurması veya ters çevirmesi, B rödövansçısının ocağındaki hava akış yönünü değiştirebilir ve kirli havanın işçilerin üzerine gitmesine neden olabilir.
● Yeni Yönetmelik Çözümü: Tek işletmeci zorunluluğu, tüm havzanın havalandırma planının tek bir mühendislik projesi ile yönetilmesini garanti altına alır.
4.1.2. Patlatma ve Sismik Etkileşim
Açık ocaklarda ve yeraltında yapılan patlatmalar (ateşlemeler), zeminde sismik titreşimler yaratır.
● Sorun: Koordinatları komşu olan iki farklı mermer ocağında, A firmasının yaptığı patlatma, B firmasının aynasında (çalışma yüzeyi) çatlaklara veya şev kaymasına neden olabilir. Koordinasyonsuzluk, taş savrulması sonucu diğer ocaktaki işçilerin yaralanmasına yol açabilir.
● Yeni Yönetmelik Çözümü: Tek işletmeci, patlatma paternlerini ve zamanlamasını merkezi olarak planlayarak bu çakışmaları önler.
4.1.3. Ortak Kullanım Alanları ve Trafik
Maden sahalarında nakliye yolları, döküm sahaları (pasa alanları) ve stok alanları sınırlıdır.
● Sorun: Çoklu rödövans sisteminde, pasa döküm sahaları konusunda ciddi ihtilaflar yaşanmakta; bir firmanın pasası diğerinin rezervini örtmekte veya heyelan riski yaratacak şekilde kontrolsüz dökülmekteydi.
● Yeni Yönetmelik Çözümü: Saha içi trafiğin ve atık yönetiminin bütüncül planlanması zorunlu hale gelmiştir.
4.2. Denetim Kolaylığı ve Sorumluluk
İdare (MAPEG – Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü), denetimlerde muhatap karmaşası yaşamaktan kaçınmaktadır. Çoklu rödövansta, bir ihlal tespit edildiğinde (örneğin sınır ihlali veya çevre kirliliği), hangi rödövansçının sorumlu olduğunu tespit etmek hukuki süreçleri uzatmakta ve idari para cezalarının iptaline yol açabilmekteydi. “Tek Ruhsat, Tek Sorumlu” ilkesi, idarenin denetim etkinliğini artırma arzusunun bir yansımasıdır.
5. Sektörel Derinlik: Etki Analizi ve İtirazlar
Yönetmelik değişikliği, tüm maden gruplarına “tek tip elbise” giydirmeye çalışması nedeniyle sektörde, özellikle II. Grup (Mermer) ve özel sektör kömür madencileri tarafında büyük bir infial yaratmıştır. Bu itirazların temelinde, her maden grubunun jeolojik ve operasyonel karakteristiğinin farklı olduğu gerçeği yatmaktadır.
5.1. II. Grup Madenler (Mermer ve Doğaltaş): Jeolojik Heterojenite ve Pazar Gerçeği
Mermer sektörü, bu değişiklikten en olumsuz etkilenen ve en çok itiraz eden gruptur. Mermer madenciliğinin doğası, metalik madenlerden veya kömürden çok farklıdır.
● Jeolojik Yapı: Bir mermer ruhsat sahası (örneğin 100 hektar), jeolojik olarak homojen değildir. Sahada “Bej Mermer”, “Traverten”, “Oniks” ve “Renkli Mermer” damarları farklı noktalarda bulunabilir.
● Pazar Uzmanlığı: Mermer ticareti, “Marka ve Renk” üzerine kuruludur. Bir firma, “Burdur Beji” pazarında uzmanlaşmış ve buna göre müşteri portföyü oluşturmuştur. Aynı sahadaki “Siyah Mermer” damarı, o firmanın pazar ağına ve işleme teknolojisine (fabrika parkuru) uygun olmayabilir.
● Eski Sistemin Avantajı: Ruhsat sahibi, kendi uzmanlık alanı dışındaki renk/desen damarlarını, o renkte uzmanlaşmış başka firmalara rödövansla vererek sahadan maksimum verim almaktaydı.
● Yeni Sistemin Yarattığı “Rezerv Sterilizasyonu”: Tek işletmeci zorunluluğu nedeniyle, ruhsat sahibi sadece kendi ana ürününe odaklanmakta, sahadaki diğer değerli taşlar (yan ürünler veya farklı renkler) üretilmeden yeraltında bırakılmaktadır. Bu durum, “Milli Servet Kaybı” olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca, açık ocak mermer işletmeciliğinde, ocaklar arasında kilometrelerce mesafe olabildiği için, kömür madenciliğindeki “gaz sızıntısı” veya “havalandırma” riskleri mermerde söz konusu değildir. Sektör, güvenlik gerekçesinin mermer için geçerli olmadığını savunmaktadır.
5.2. IV. Grup (Kömür) Madenciliği: KOBİ’lerin Tasfiyesi
Enerji hammaddeleri (linyit) madenciliğinde, özellikle açık ocaklarda, büyük ruhsat sahipleri sahaları parsellere bölerek yerel müteahhitlere/işletmecilere vermekteydi.
● Ekonomik Etki: Bu sistem, makine parkı sınırlı olan yerel sermayenin madencilik yapabilmesine olanak tanıyordu. Yeni düzenleme ile sahanın tamamını işletecek devasa bir makine parkı ve finansman gücü gerekmektedir. Bu durum, yerel KOBİ’lerin sektörden silinmesine ve madenciliğin sadece büyük holdinglerin yapabileceği bir işe dönüşmesine yol açmaktadır.
● Tekelleşme Riski: Sermaye yoğunlaşması, rekabeti azaltmakta ve hammadde fiyatlarının tek bir aktör tarafından belirlenmesine neden olmaktadır.
5.3. IV. Grup (c) Bendi (Metalik Madenler): Pozitif Ayrımcılığın Analizi
Yönetmelik, Altın, Bakır, Çinko, Krom gibi metalik madenleri yasaktan muaf tutmuştur. Bu istisna, idarenin “stratejik önceliklerini” ortaya koymaktadır.
● Neden İstisna?
1. Yüksek Katma Değer: Metalik madenler, ülke ekonomisine en yüksek katma değeri sağlayan ve cari açığı azaltan gruptur. İdare, bu alandaki üretimi düşürecek herhangi bir engeli kaldırmak istemektedir.
2. Yatırım Ölçeği: Metal madenciliği, arama aşamasından itibaren yüksek teknoloji ve sermaye gerektirir. Ancak ana yatak işletilirken, sahanın kenarındaki küçük zuhurların (outcrops) yerel işletmecilere verilmesi, ana yatırımcı için ek gelir ve verimlilik artışı sağlar.
3. Jeolojik Süreksizlik: Metalik madenler bazen damar tipi, bazen masif kütleler halinde bulunur. Birbirinden bağımsız bu yapıların ayrı ayrı işletilmesi teknik olarak daha güvenli ve mümkündür.
6. Kamu Kurumları İstisnası ve Anayasal Eşitlik Sorunu
Yönetmeliğin en tartışmalı yönlerinden biri, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) gibi kamu kurumlarına, ruhsat sahalarında birden fazla rödövans sözleşmesi yapma hakkının tanınmaya devam edilmesidir.
6.1. Kamu Kurumları İçin Zorunluluk Hali
Zonguldak Taşkömürü Havzası (TTK), jeolojik olarak dünyanın en zorlu maden havzalarından biridir. Dik, kırıklı ve gazlı damarlar, tam mekanize sistemlerin her yerde uygulanmasını engeller. TTK, üretim hedeflerini tutturabilmek ve istihdamı koruyabilmek için, kendi işletemediği panoları özel sektöre (rödövansçılara) devretmek zorundadır. Eğer bu istisna olmasaydı, Zonguldak’taki özel madencilik faaliyeti tamamen duracak ve binlerce madenci işsiz kalacaktı. Benzer durum, TKİ’nin elindeki dev linyit sahaları için de geçerlidir.
6.2. Hukuki İtiraz: “Kanun Önünde Eşitlik”
Özel sektör temsilcileri, bu istisnayı Anayasa’nın 10. maddesindeki “Kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırı bulmaktadır. İtirazın mantığı şöyledir:
● “Eğer birden fazla rödövans sözleşmesi yapmak, iş güvenliği açısından ‘hayati bir risk’ ise, bu risk ruhsat sahibi kamu olduğunda ortadan kalkıyor mu?”
● İdarenin cevabı genellikle “Kamu yararı” doktrinine dayanmaktadır. Kamunun rödövans vermesi, bir ticari tercihten öte, bir “kamusal görev” ve “sosyal politika” (istihdam) aracı olarak görülmektedir. Ayrıca kamu kurumlarının denetim kapasitesinin, özel sektöre göre daha yüksek olduğu varsayılmaktadır. Ancak Soma faciasının da bir kamu (TKİ) ruhsatında ve rödövans (hizmet alımı/rödövans karmaşası) modelinde gerçekleşmiş olması, bu savunmayı zayıflatmaktadır.
7. Derinlemesine Hukuki Analiz: Mülkiyet, Sözleşme Hürriyeti ve Kazanılmış Haklar
Yönetmelik değişikliği, İdare Hukuku prensipleri açısından incelendiğinde, “Kazanılmış Hak” (Müktesep Hak) ve “Hukuki Belirlilik” ilkeleri ile ciddi bir gerilim içindedir.
7.1. Kazanılmış Haklar Sorunu ve Geçiş Süreci
Hukukun evrensel bir ilkesi olan “Kanunların Geriye Yürümezliği”, yönetmelik değişikliğinden önce yapılmış ve halen yürürlükte olan rödövans sözleşmelerinin korunmasını gerektirir. Yönetmelik, mevcut sözleşmelerin süreleri bitene kadar geçerli olacağını belirtse de, pratikte şu sorunlar yaşanmaktadır:
● Süre Uzatımı: Mevcut bir rödövans sözleşmesinin süresi bittiğinde, taraflar sözleşmeyi uzatmak isteseler dahi, yeni yönetmelik buna “yeni bir sözleşme” muamelesi yapmakta ve eğer sahada başka rödövansçı varsa uzatımı reddetmektedir.
● Zeyilname (Ek Sözleşme) Engeli: Mevcut sözleşmede yapılacak teknik bir değişiklik (örneğin alan genişletme veya üretim taahhüdü değişikliği) için yapılan zeyilnameler, “yeni yönetmeliğe uyum” şartına bağlanmaktadır. Bu durum, devam eden yatırımların hukuki güvenliğini zedelemektedir.
7.2. Sözleşme Serbestisinin Sınırlandırılması
Anayasa ile güvence altına alınan “Sözleşme Hürriyeti”, mutlak değildir ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir. Ancak bu sınırlandırmanın “ölçülü” olması gerekir. Danıştay nezdinde açılan davalarda, davacılar (maden şirketleri), bu yasağın “ölçülülük ilkesini” ihlal ettiğini savunmaktadır.
● Argüman: “Güvenliği sağlamak için tümden yasaklamak yerine, ‘Ortak İSG Koordinatörü atanması’, ‘Ortak Havalandırma Projesi sunulması’ gibi daha hafif tedbirlerle (ölçülü araçlarla) aynı sonuca ulaşılabilirdi.”
● İdare ise, madencilikteki risklerin tolere edilemez seviyede olduğunu ve en sert tedbirin (yasaklamanın) zorunlu olduğunu savunmaktadır.
7.3. Normlar Hiyerarşisi Tartışması
Maden Kanunu’nda, rödövans sözleşmelerinin yasaklanmasına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanun, ruhsat sahibine işletme hakkını devretme yetkisi vermiştir. Yönetmelik ile getirilen bu kısıtlamanın, Kanun’un verdiği bir hakkı Yönetmelik ile elden alma (hakkın özüne dokunma) anlamına gelip gelmediği tartışmalıdır. Hukukçular, bu tür köklü kısıtlamaların ancak Kanun ile yapılabileceğini, yönetmelikle mülkiyet/işletme hakkının bu denli daraltılamayacağını ileri sürmektedir.
8. Stratejik ve Ekonomik Öngörüler: Sektörü Bekleyen Gelecek
Bu düzenlemenin orta ve uzun vadeli etkileri, Türkiye madencilik sektörünün yapısını geri dönülemez şekilde değiştirecektir.
8.1. Sermaye Konsolidasyonu ve Birleşmeler
Yönetmelik, dolaylı olarak sektöre şu mesajı vermektedir: “Güçlerinizi birleştirin.” Küçük rödövansçıların, ruhsat sahasında bağımsız çalışmak yerine, bir araya gelerek tek bir anonim şirket kurmaları ve ruhsat sahibine karşı tek bir tüzel kişilik olarak çıkmaları (Konsorsiyum) teşvik edilmektedir. Bu, sektörde kurumsallaşmayı artırabilir ancak kısa vadede uyum maliyetleri nedeniyle birçok oyuncunun piyasadan çekilmesine neden olacaktır.
8.2. Ruhsat Bölünmesi (İfraz) Taleplerinde Patlama
Çoklu rödövans yapamayan ruhsat sahipleri, ellerindeki büyük sahaları hukuken böldürmek (ifraz etmek) yoluna gitmektedir. Eğer 1000 hektarlık bir sahada iki ayrı işletmeci çalıştırılmak isteniyorsa, ruhsat sahibi bu sahayı 500+500 hektar olarak iki ayrı ruhsata bölmek için MAPEG’e başvurmaktadır.
● Paradoks: İdare, sahaları bütüncül yönetmek için rödövans yasağı getirmiştir; ancak sektör buna “sahayı bölerek” yanıt vermektedir. Sonuçta, havza yine parçalanmakta, sadece adı “Rödövans Sahası” değil, “Müstakil Ruhsat Sahası” olmaktadır. Bu durum, bürokratik iş yükünü artırmakta ve planlama bütünlüğünü dolaylı yoldan yine bozmaktadır.
8.3. Kayıtdışı ve “Hülleli” İşlemler Riski
Yasağın en tehlikeli yan etkisi, hukuki zeminden kaçıştır. Taraflar, rödövans sözleşmesi yapamadıkları için, aralarındaki ilişkiyi “Hizmet Alım Sözleşmesi”, “Taşeronluk” veya “Müteahhitlik” sözleşmesi gibi gösterip, el altından rödövans (üretimden pay) usulü çalışmaya devam edebilirler.
● Risk: Bu tür gizli sözleşmeler, hukuki güvenceden yoksundur. İş kazası olduğunda sorumluluk karmaşası (muvazaa iddiası) daha da büyür. Güvenlik için getirilen yasak, denetlenmesi daha zor olan gri alanlar yaratabilir.
9. Teknik Değerlendirme ve Çözüm Önerileri
Madencilik bir mühendislik disiplinidir ve hukuki düzenlemelerin teknik gerçeklerle örtüşmesi gerekir.
9.1. Teknik Öneri: “Teknik Nezaretçi” Modeli Yerine “Havza Koordinatörü”
Yasaklamak yerine, çoklu rödövans sahalarında “Havza İSG Koordinatörlüğü” sistemi getirilebilir. Bu sistemde, rödövansçılar bağımsız olsa da, İSG ve Havalandırma konusunda tek bir yetkili mühendise (Koordinatör) bağlı çalışırlar. Koordinatörün onayı olmadan hiçbiri patlatma yapamaz veya havalandırma rejimini değiştiremez. Bu model, hem ekonomik esnekliği korur hem de güvenlik bütünlüğünü sağlar.
9.2. Sektörel Ayrıştırma (Fine-Tuning)
Mermer (II. Grup) ve Açık Ocak işletmeciliği, Yeraltı Kömür madenciliğinden (IV. Grup) keskin çizgilerle ayrılmalıdır. Mermer ocaklarında gaz riski yoktur ve ocaklar arası mesafe genellikle güvenlidir. İdarenin, mermer sektörü için bu yasağı esnetmesi, hem sektörün ihracat potansiyelini koruyacak hem de gereksiz rezerv kaybını önleyecektir.
10. Sonuç
Maden Yönetmeliği’nin 101. maddesindeki değişiklik, Türkiye madenciliğinin “ergenlikten olgunluğa geçiş” sancısı olarak okunabilir. Devlet, küçük, parçalı ve denetimi zor işletmeler yerine; büyük, kurumsal, sermaye yapısı güçlü ve İSG standartları yüksek yapılarla çalışmak istemektedir. Bu vizyon, iş güvenliği açısından doğru ve gereklidir. Soma ve Ermenek facialarının tekrar etmemesi, her türlü ekonomik kaygıdan önceliklidir.
Ancak, bu vizyonun uygulanma yöntemi (kategorik yasak), sektörün çeşitliliğini ve gerçeklerini ihmal etmiştir. Özellikle mermer sektöründeki “renk/desen çeşitliliği” gerçeği ve KOBİ’lerin sektördeki dinamik rolü göz ardı edilmiştir. Metalik madenlere tanınan ayrıcalığın diğer gruplardan esirgenmesi ve kamu-özel ayrımının keskinleştirilmesi, adalet duygusunu zedelemiştir.
Sonuç olarak, yönetmeliğin amacı (İSG ve Denetim) meşru olmakla birlikte, aracı (Mutlak Yasak) orantısızdır. İlerleyen süreçte, Danıştay kararları veya sektörden gelen veriler ışığında, özellikle II. Grup madenler için bir esnemeye gidilmesi veya “Denetimli Çoklu İşletmecilik” modellerinin geliştirilmesi, hem hukuki barışı hem de madencilik ekonomisinin sürdürülebilirliğini sağlayacak en rasyonel yol olarak görünmektedir. Bu süreçte ruhsat sahiplerinin de “rödövans rantçılığı” yerine, “proje ortaklığı” vizyonuna geçmeleri ve işlettirdikleri sahalarda İSG sorumluluğunu rödövansçıyla tam anlamıyla paylaşmaları gerekecektir.
Tablo 2: Maden Gruplarına Göre 101. Madde Etki Analizi ve Risk Matrisi
| Maden Grubu | Örnek Madenler | Yeni Düzenleme Etkisi | Ekonomik Risk Düzeyi | İş Güvenliği Yararı |
| I. Grup | Kum, Çakıl | Yasak | Düşük | Düşük (Zaten basit işletmeler) |
| II. Grup | Mermer, Traverten, Granit | Yasak (Sektörün ana gündemi) | Çok Yüksek (Rezerv kaybı, ihracat düşüşü) | Düşük/Orta (Açık ocak olduğu için risk az) |
| IV. Grup (a) | Kaolen, Kil, Kuvars | Yasak | Orta | Orta |
| IV. Grup (b) | Linyit, Taşkömürü (Özel) | Yasak | Yüksek (KOBİ tasfiyesi, üretim düşüşü) | Çok Yüksek (En riskli grup, denetim artar) |
| IV. Grup (c) | Altın, Bakır, Demir | SERBEST (İstisna) | Pozitif (Yatırım teşviki) | Nötr (Mevcut standartlar zaten yüksek) |
| Kamu Sahaları | TKİ, TTK | SERBEST (İstisna) | Nötr (Mevcut durum devam) | Tartışmalı (Aynı riskler kamu için de geçerli) |
Referanslar ve İlgili Mevzuat
● 3213 Sayılı Maden Kanunu
● Maden Yönetmeliği (İlgili Değişiklik Resmi Gazeteleri)
● 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
● Yargıtay ve Danıştay İçtihatları (Rödövans ve İdari İşlemler)